ŞEKER DETOKSUNA HAZIR MISINIZ?

Bugünlerde şeker, yediğimiz her şeyin o kadar içinde ki ondan kaçmamız çok zor. Aslında vücudun bir enerji kaynağı olan şeker, doğru yollardan alınmayıp ölçüsüz kullanıldığında vücudumuz için tam anlamıyla bir zehir. Fazla şeker tüketimi yüksek tansiyondan diyabete, kalp hastalıklarından kansere dek birçok hastalığa zemin hazırlıyor. Son araştırmalar, obezitenin en önemli nedenlerinden birinin şeker olduğunu, üstelik şekerin mutluluk vermekle kalmayıp bağımlılık da yarattığını ortaya koyuyor. Kişi şekerli yiyecekleri yediğinde sürekli yeme isteği duyuyor.Amerikalıların tahminlerine göre 2050 yıllında obezite görülme sıklığı %50’lere ulaşacak. Bu oran halihazırda %35. 1800 yıllarında kişi başı şeker tüketimi 5 kilo iken, bugün kişi başı şeker tüketimi yılda 75 kilo. Durum böyle olunca obezite ve beraberinde gelen sağlık problemlerinin de artması kaçınılmaz son.

Şekeri karbonhidratlar sınıfında değerlendiririz. Karbonhidratlar, sadece insanların değil tüm canlıların yaşamını sürdürebilmeleri için gerekli en temel maddelerdendir. Burada önemli olan, tükettiğiniz karbonhidratın kompleks ya da basit karbonhidrat (glikoz) olmasıdır. Kompleks karbonhidrat içeren meyveler, sebzeler, bakliyat ve tam tahıllı gıdalar sağlıklı bir sindirim sistemi için gerekli olan posa bakımından da zengin. Posa aynı zamanda yemeklerden sonra kan şekeri seviyesinin korunması, kalp ve damar hastalıkları riskinin düşürülmesi, sindirim sistemi hastalıklarından korunmak için de oldukça önemli. Bu nedenle kompleks karbonhidratlar günlük enerji ihtiyacımızı karşılarken içerdikleri posa ile de kan şekerindeki ani değişiklikleri engellerler.Şeker ise basit karbonhidrattır. Basit karbonhidratlar sindirime uğramadan, bağırsaklardan 15-20 dakikada emilip kana geçer. Kan şekerinde ani yükselme ve düşüşe neden olurlar. Şeker kamışı pancar veya mısırdan üretilir. Bu bitkilerden elde edilen şekerlerin besin değerleri aynı olup, gramları yaklaşık 4 kaloridir.

Sağlıklı yaşamın temeli yeterli ve dengeli beslenmedir. Peki, bu sağlıklı beslenme içerisinde şekere ne kadar yer verilmeli? Günlük kaç gram şeker tüketilmeli? Bunlar günümüzde insanların en çok merak ettiği konu haline gelmiştir.Dünya Sağlık Örgütü (WHO); şekerin sonradan eklendiği yiyecek ve içeceklerin sağladığı kalorinin, bir insanın bir günde aldığı toplam kalori miktarının yüzde 10’undan daha azını oluşturması gerektiğini açıkladı. Enerji gereksinmesi kişiye, cinsiyete, aktiviteye, hastalık durumuna göre değişse de kadın ve erkeklerin günlük 2000 kcal/gün üzerinden hesaplanan verilerine göre günlük şeker tüketimi 50 gramı aşmamalıdır.

Meyveler ve pancar, mısır, patates gibi sebzelerin içinde bulunan şeker, günlük önerilen miktarı karşılayacak ölçüdedir. Sağlıklı diyetin önemli bir parçası olan bu yiyecekleri hayatınızdan çıkarmanızı istemiyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken asıl konu işlenmiş yiyeceklerden alınan şeker miktarını azaltmak olmalıdır.

HAYATINIZDAN ŞEKERİ ÇIKARMANIZ İÇİN 11 NEDEN

1. YAĞ YAKIMI İÇİN

Yoğun karbonhidrat tüketiminizi azalttığınızda doğal olarak günlük aldığınız kalori miktarı da azalıyor. Bu durumda vücut karbonhidratlardan gelen fazla enerjiyi harcamak yerine vücutta depolanan yağları yakmayı tercih ediyor.

2. DAHA AZ AÇLIK HİSSİ İÇİN

Tükettiğiniz şeyler sadece kalori içermez, aynı zamanda protein, lif ve sağlıklı yağları da içerir. Ama sadece boş enerji kaynağı olan basit karbonhidrat içeren besinler tüketildiğinde ne yazık ki bu besin ögeleri eksik kalır. Kan şekeri regülasyonunuz bozulur, yetersiz posa ve protein tüketimine bağlı tokluk hissi gecikir ve kontrolü sağlayamazsanız sonunda kendinizi abur cubur çekmecesinin önünde bulabilirsiniz.

3. DÜMDÜZ BİR KARIN İÇİN

Basit karbonhidrat alımı yerine lifli gıdaları tüketerek; dümdüz bir karın hayaliniz için ilk adımı atmış olursunuz. Günlük 25-38 gram posa alımı önerisinde bulunulmasına rağmen, yapılan çalışmalarda bireylerin bunun sadece 15 gramını tükettikleri görülüyor. Bunun sonucunda da bağırsaktaki yararlı bakteriler yerine şekerle beslenen zararlı bakteriler artıyor. Ne yazık ki bu küçük yaramazlar da karnınızın nomalden daha büyük gözükmesine neden oluyor. Lifli gıdaların alınmasıyla bağırsakta artan sağlıklı bakteriler aynı zamanda sağlığınızın korunmasında, kilo vermenizde ve daha güçlü bağışıklık sistemi için de oldukça önemli.

4. DİYABET RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN

Basit karbonhidratlar dediğimiz şey aslında basit şekerdir ve fazla tüketimi uzun vadede kronik sağlık problemlerine yol açabilir. Basit karbonhidratlar çabuk sindirilir ve kan şekerini çabuk yükseltir. Bu da vücudun daha fazla insülin salgılamasına ve insülin direnci gelişmesine neden olur. Ve eğer bu durum devam ederse, genetik yatkınlığınız var ise tip 2 diyabete dönüşebilir.
Vücudunuzun insülin salınımına neden olan, kan şekerinin aniden yükselmesidir ve önlemek için sindirimi daha yavaş olan, lif bakımından zengin kompleks karbonhidratlar tüketmek gerekir. Eğer kan şekerimiz normal seviyede seyrederse, daha az insülin salınır ve hücrelerin insülinle buluşması daha kolay olur ve vücut daha fazla enerji harcar. Kısacası basit karbonhidrat içerikli ürünleri tüketmemek, kan şekeri regülasyonunun sağlanmasına yardımcı olur ve diyabet gelişme riskini azaltır.

5. KASLARINIZI GÜÇLENDİRMEK İÇİN

Basit karbonhidrattan zengin yiyecekleri tüketerek, sağlıklı bir cilt, saç ve tırnaklar, kemikler ve kaslar için gerekli olan proteini sağlayamıyoruz. Protein ve vitamin/mineral açısından zengin yiyecekleri tercih ederek kaslarımızı koruyabilir, metabolizmamızı hızlandırır ve vücuttaki ödemi de uzaklaştırmış oluruz.

6. DAHA ENERJİK HİSSETMEK İÇİN

Tüm karbonhidratları ‘kötü’ olarak nitelendiremeyiz. Vücudun yeterli beyin ve kas fonksiyonlarını devam ettirmek için karbonhidratlara ihtiyacı vardır. Basit karbonhidratlar yerine daha uzun süreli enerji veren sebze, meyve, esmer pirinç, tam buğday ekmeği, bulgur, karabuğday, kurubaklagiller gibi doğru karbonhidratları tercih etmelisiniz.Vücutta sürekli bir enerji akışı vardır, ama bu enerjinin asıl kaynağı basit karbonhidratlar olmamalı. Özellikle öğleden sonraki saatlerde, enerjiniz düştüğünde, canınız tatlı istediğinde hızlı enerji sağlamak için besin içeriği yönünden kötü ve yetersiz basit karbonhidratlar yerine; protein ve karbonhidratları içeren dengeli bir ara öğün yapmak, akşama kadar daha dinç hissetmenizi sağlar; örneğin 1 bardak süt ile 1 küçük muz ve 5-6 badem yiyebilirsiniz.

7. KALP HASTALIKLARINI ÖNLEMEK İÇİN

Günümüzde kalp hastalıklarından ölüm riski 3 kat arttı. Bunun en büyük nedenlerinden birisi de basit şeker tüketiminin gün geçtikçe artması. Şeker tüketimi kan basıncı ve kalp hızını artırır, sempatik sinir sistemini aktive eder ve insülin seviyelerinde kronik artışa neden olur. Öte yandan fazla şeker tüketimi vücutt yağ sentezini ve kolesterolü de artırır. Bu da birçok hastalığın yanı sıra kardiyovasküler hastalıklar yönünden de risk faktörüdür.

8. DAHA İYİ BİR CİLDE SAHİP OLMAK İÇİN

İnflamasyon bilindiği gibi aknenin başlıca nedenidir. Ve şeker de bu inflamasyonu tetikleyerek, ciltte sivilcelerin artmasına neden olur. Ayrıca şeker vücutta proteinler ile reaksiyona girerek, kolajen ve elastin yapıyı daha az esnek ve dayanıksız hale getirerek yaşlanma sürecini hızlandırır. Şeker tüketimini azaltarak sivilcelerinizle savaşabilir, daha parlak ve gergin bir cilt görünümü elde edebilirsiniz.

9. DAHA FAZLA GÜLÜMSEMEK İÇİN

Şeker alımını kestiğinizde belli bir süre kendinizi agresif ve yorgun hissedebilirsiniz. Hem psikolojik eksikliğini hissedebilir hem de fizyolojik olarak mutluluk hormonu (serotonin) düzeyi azalabilir. Ama bu besinleri hayatınızdan çıkardıkça kan şekeriniz düzene girecek ve yerine bitter çikolata, meyve, meyve püresi, süt gibi yiyecekler koyduğunuzda kendinizi her zamankinden çok daha iyi hissedeceksiniz.

10. DAHA İYİ BİR UYKU İÇİN

Yüksek miktarda şeker tüketimi, sizi gün ortasında tembellik, uykusuzlukla karşı karşıya bırakabilir. Çünkü ilave şeker tüketimi kortizol hormonunu serbest bırakarak, uyku düzenini olumsuz etkiler. Şeker tüketimini azaltarak daha kaliteli uyuyabilir ve gün içerisinde kendinizi daha enerjik hissedebilirsiniz.

11. DAHA İYİ BİR HAFIZA İÇİN

Yüksek miktarda şeker tüketilen bir beslenme düzeninin, öğrenme ve hafızayı olumsuz yönde etkilediğini biliyor muydunuz? Son yapılan bilimsel çalışmalara göre şeker tüketiminin artması beyin hücrelerinin arasındaki iletişime zarar veriyor. Şeker tüketimini azaltarak hafızanızı güçlendirip, günlük işlerinizi daha da kolaylaştırabilirsiniz.

ŞEKERİN VÜCUDA ZARARLARI NELER?

• Fazla şeker tüketmek kan şekerini hızlıca yükseltiyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlası vücutta yağ olarak depolanıyor. Kan şekerindeki ani düşüş ise sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.

• Obezite başta olmak üzere; diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, diş hastalıkları, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.

• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Ancak sadece gördüğünüz yağ dokunuzdan daha fazlası var; yağ asitleri kalp, karaciğer ve böbrek gibi organlara dağılıyor. Organların etrafı yağ ile kaplandığında ciddi sağlık sorunları da ortaya çıkabilir.

• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.

ŞEKERİN BEYİNDEKİ ETKİLERİ

Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde 2013’te yayınlanan bir araştırmaya göre, şekerli besinler tüketmek, beynin ödül merkezini uyarıyor. Böylece daha fazla şeker yeniyor ve ardından tatlı şeyler yeme isteği devam ediyor. Ne yazık ki bu olay kısır bir döngü halinde devam ediyor.Bir ay gibi kısa bir süre içerisinde yüksek miktarda şeker ve doymuş yağ tüketen kişilerin, hafıza testlerinde daha kötü bir performans gösterdikleri ortaya konulmuş. Bu da şekerin kısa vadede hafızanıza zarar verdiğini gösteriyor.Uzun vadede değerlendirildiğinde aşırı miktarda şeker tüketmenin beyinde nörodejenerasyon, Alzheimer ve benzeri hastalıkları da tetiklediğini ortaya koyuyor.

İNSÜLİN DİRENCİ VE ŞEKER İLİŞKİSİ

Günlük yaşamda özellikle de bazı besinlerin insülin direncini arttırdığına dair yapılan bilimsel çalışmalarda, ‘glisemik indeksi yüksek’ besinler olarak isimlendirilen gıdaların, fazla miktarlarda tüketilmesi halinde yüksek insülin direnci ve kilo artışına neden olduğu görülmüştür. İnsülin direnci tespit edilen kişilerin basit şeker içeren besinlerden uzak durmaları tedavide oldukça önemlidir. Bu besinleri tüketmek kaandaki insülin seviyesini hızlı yükselterek insülin direncini arttırır. Glisemik indeksi düşük besinleri tercih ederek günde 3 ana, 3 ara öğün şeklinde beslenmek insülin hormonunun daha dengeli bir şekilde salgılanmasını sağlıyor.

BAŞLICA BASİT ŞEKER KAYNAKLARI

• Hamurlu, meyveli, sütlü tatlılar, dondurma içerisine
şeker eklenen tatlıların tamamı
• Reçel, marmelat, bal, pekmez
• Kolalı ve gazlı içecekler, limonata ve şekerli meyve suları,
• Aromalı süt ve süt ürünleri (meyveli yoğurtlar vb)
• Kek, kurabiye ve pastalar
• Şekerlemeler (akide şekeri, lokum vb)
• Çikolata
• Bisküviler
• Aromalı kahveler

DEĞİŞİK İSİMLERLE TÜKETİYORUZ!!!

HER YERDE ‘ŞEKER’ VAR

Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Peki çok sağlıklı gibi görünen yiyeceklerin de şeker ilaveli olabileceğini hiç düşündünüz mü? Son zamanların moda içecekleri olan hazır soya/badem sütlerinin şeker ilaveli olduğunu biliyor musunuz?

Ya da meyve suları olarak sunulan meyvelerdeki şekerin sadece yüzde 10’nun meyveden geldiğini, geri kalanın ilave şeker olduğunu? Kahvaltılık tahıl gevreklerinin 3 kaşığından 15 gram şeker aldığınızı? Şeker, satın aldığımız bir besinin etiketinde pek çok farklı isimle karşımıza çıkıyor! Bu nedenle dikkat etmek ve ürün etiketlerini iyi okumak gerekiyor.

Kahverengi şeker, invert şeker, mısır şurubu, desktroz, malt şurubu, fruktoz, maltoz, meyve suyu konsantresi,glukoz,sofra şekeri, fruktozlu mısır şurubu, sukroz, bal,şeker kamışı olarak etiketlenen gıdaları tükettiğinizde aslında vücudunuza basit karbonhidrat olan şeker almış oluyorsunuz.

ŞEKER YERİNE KULLANILAN DOĞAL VE YAPAY TATLANDIRICILAR

Bir zamanlar, şeker alternatifi olan tatlandırıcılar zayıflama çözümü olarak müjdelenmişti. Ancak yapılan bilimsel araştırmalar, tatlandırıcı içeren yiyecekleri tüketmenin kilo almaya neden olabileceğini ortaya koydu. Bunun bir sebebi bazı sahte şekerlere vücudun gerçek şeker gibi tepki vermesinden kaynaklanıyor. Ancak bazı tatlandırıcılar diğerlerinden daha az bu etkiyi yaratıyor. İşte şekere alternatif olarak yiyeceklerde karşılaştığımız bazı ürünler:

ESMER ŞEKER

Esmer şeker beyaz şekerin, şeker yapımında şeker kamışı melasıyla tekrar karıştırılarak boyanmasıyla elde edilir. Vitaminler ve doğal özler içeren melas eklendiğinden besin değeri beyaz şekere göre bir miktar daha zengin fakat beyaz şekerden farklı olarak düşünülemez. Unutmayalım ki vücudumuzun şekerden gelecek besin ögelerine ihtiyacı yok. Kalori değeri, vücutta yarattığı etki beyaz şekerle aynıdır. Bu nedenle esmer şekeri daha sağlıklı olarak nitelendirmek doğru değildir.

FRUKTOZ

Meyve şekeri olarak da bilinen fruktoz, vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için kullandığı bir basit şekerdir. Glisemik indeksi düşük olup kandaki şeker düzeyini aşırı derecede arttırmadığı için, iyi bir şeker alternatifi olarak bilinir. Meyvelerden sağladığımız fruktoz alınması gereken miktarlarda tüketildiği sürece faydalıdır.

YÜKSEK FRUKTOZLU MISIR ŞURUBU (YFMŞ)

Kanada’da fruktoz, diğer ülkelerde ise ısoglikoz, glukoz-fruktoz şurup ve yüksek fruktozlu darı şurubu olarak adlandırılır. İsim ne olursa olsun mısır şurubu; enzimatik prosedürler sonrası fruktoz ve glikozdan oluşmaktadır. YFMŞ, ucuz olması nedeni ile şekere alternatif olarak tatlı, abur cubur ve içecek sektöründe başlıca tatlandırıcı halini almıştır. Ekmek, kahvaltılık tahıllar, yoğurt, içecekler, hazır çorbalarda da kullanılmaktadır. Son yıllarda obezite, diyabet, kalp damar hastalıkları, metabolik sendrom, hipertansiyon gibi kronik hastalıkların prevelansındaki artış nedeni ile kronik hastalıkların önlenmesi ve risk faktörlerinin saptanmasına yönelik araştırmalar yoğunlaşmıştır. Özellikle, uzun süre yüksek fruktozlu mısır şurubuna yer verilen bir beslenme, şişmanlık, kardiyovasküler hastalıklar ve diğer metabolik sendromların riskini artırabilmektedir. 1970 yılında 76 kkal/gün YFMŞ tüketimi varken, 2005 yılında 400 kkal/gün YFMŞ tüketimi yapıldı. Bu artışa bağlı olarak tüm dünyada obezite, diyabet ve metabolik sendrom prevelansı da artmaktadır.

SAKARIN

Şekere alternatif tatlandırıcılar arasında en yaygın olanıdır. Sakarin aynı orandaki şekerden neredeyse 280 kat daha tatlıdır. Sakarin kullanımının sağlık üzerine etkileri hala araştırılmaya devam edilmektedir.

SUKRALOZ

Sıfır kalorili ve şekerden 600 kat daha tatlı olan sukraloz, pek çok beslenme uzmanı tarafından en güvenli tatlandırıcı olarak kabul ediliyor. Sukraloz, kimyasal katkı maddelerinden değil, gerçek şekerden elde ediliyor.

ASPARTAM

Aspartam; günümüzde çoğu diyet içecek ve yiyecekte kullanılan popüler tatlandırıcılar arasında yer alıyor. Şekerden 200 kat tatlı olan aspartamın güvenilirliği de uzun yıllardan beri sorgulanmakta. Son zamanlarda aspartamın, baş dönmesi, baş ağrısı, menstrual düzensizlik gibi çeşitli semptomlara yol açtığı bildirilmiştir. Aspartamın, aşırı miktarlarda alımından sonra, beyin hasarına, tümörlere neden olduğu konusundaki endişeler, yapılan klinik araştırmalar sonucu giderilmiştir. Ancak bu konuda yapılan çalışmalar hala devam etmekte olduğu için, aspartam kullanımının güvenli olduğunu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmadığı sürece söylemek doğru değil.

ASESULFAM-K

Sakızlarda, içeceklerde, toz içecek karışımlarında puding ve kremalarda aspartam ile birlikte kullanılır. Asesülfam-K şekere göre 200 kez daha tatlıdır ve sıfır kalori içerir. Asesulfam-K vücut tarafından parçalanamaz. İdrarda değişikliğe uğramadan atılır. Yapılan son çalışmalar asesülfam-K’nın belirli miktarda kullanımının güvenli olduğunu göstermektedir.

SORBITOL

Şeker alkollerinden sorbitol de diyabetik ürünlerde yaygın olarak kullanılan bir tatlandırıcıdır. Sorbitolün aşırı alımı diyareye neden olabilir. Enerji içeriği göz önünde tutulmalıdır.Elma, kuru erik, kiraz ve üzüm gibi taneli ve tanesiz birçok meyvede bulunan doğal bir karbonhidrattır. Bu sebeple tamamiyle doğaldır. Dişte plaka oluşumuna sebep vermediğinden diş dostu olarak düşünebiliriz. Sorbitolün aşırı alımı diyareye neden olabilir. Enerji içeriği şekere göre düşük olsa da göz önünde bulundurulmalıdır.

BAL

Çiçek özütlerinden elde edilen bal birçok antioksidan türünü bir arada bulundurur. Yapılan araştırmalarda gerçek özütten elde edilen balın basit şekere göre kan şekerini daha az yükselttiği görülmüştür.

PEKMEZ

Pekmez, meyvelerin sularının (şıralarının) kaynatılarak yoğunlaştırılmasıyla elde edilir. Pekmezin beslenme yönünden önemi kolay enerji sağlaması yanında, kemik gelişimi ve sağlığı için gerekli kalsiyumla, kan yapıcı demirden de zengin olmasıdır. İçeriğinde daha çok fruktoz denilen meyve şekeri bulunmaktadır. Faydalarının yanı sıra pekmez tüketirken içeriğindeki şeker miktarı unutulmamalıdır, miktara dikkat edilmelidir.

STEVIA

Stevia bitkisinden elde edilen bu özütün, kan şekerini ve insülini etkilemediği bulunmuştur. Stevia’nın insülin duyarlılığını ve hatta salınımını arttırıcı etkilerinin olduğunu gösteren bazı araştırmaların varlığı diyabet hastalarında kullanımını desteklemektedir. Stevia ekstresinin en büyük özelliği bir doğal tatlandırıcı ve diyet gıdası olarak hiçbir şekilde kalori, yağ, sakarin ve toksik maddeler içermemesidir.

AGAVE

Agave şurubu; doğal ve faydalı bir tatlandırıcı olarak duyurulurken, yapılan son çalışmalar aslında öyle olmadığını gösteriyor. Agave şurubu, özellikle diyabet hastalarının tercihi bir tatlandırıcı iken, içeriğinde yüksek fruktozlu mısır şurubundan bile daha çok fruktoz olduğu ortaya çıktı. Yani düzenli olarak agave tükettiğinizde vücudunuz tıpkı düzenli şeker alımında olduğu gibi insülini aşırı salgılamaya başlıyor ve devamında insülin direncine dönüşüyor. Vücudun tat algısı değişerek, insülin metabolizması bozuluyor. Bu nedenle bir zamanlar uzmanlar tarafından önerilen agave şurubunu mutfaklarınızdan geri çıkarmanızı öneriyoruz.

HURMA ŞURUBU

İçindeki yüksek orandaki kalsiyum, fosfor, demir, potasyum, selenyum, magnezyum, niasin, A, B ve E vitaminleri ve protein hurma şurubunu çok özel bir şeker alternatifi yapar. Protein, yağ ve karbonhidrat üçlüsünün hazmı zorlamadan bir arada bulunduğu yegane doğal gıdadır.

AKCAĞAÇ ŞURUBU

Antioksidan ve birçok mineral açısından zengin olan akağaç, sindirim ve bağışıklık sistemi için oldukça faydalı bir bir bitki olduğu için, şurubu şeker yerine kullanılan faydalı alternatiflerdendir.

SONUÇ OLARAK;

Diyabetliler, kilo problemi olan ve kilolarını korumak isteyen kişiler için, enerji içermeyen tatlandırıcılarla yapılan hazır yiyecek ve içecekler belirli mitarlarda kullanılabilir. Şu an yapılan bilimsel araştırmalara göre sükroloz ve stevia’nın diğer yapay tatlandırıcılara göre daha masum olduğunu söyleyebiliriz. Eğer herhangi bir özel durumunuz ve kilo probleminiz yoksa bal ve pekmez gibi doğal tatlandırıcıları da şeker yerine belirli ölçülerde kullanabilirsiniz. Tatlandırıcılar ve tatlandırıcı içeren ürünler, yeterli ve dengeli bir beslenme kapsamında, belirli ölçülerde tüketilebilir. Ancak yine de şeker başta olmak üzere bu tür besinlere beslenmenizde minimum derecede yer vermeniz en doğrusu olacaktır.